Sözcük Anlamı

0
25

1. ÜNİTE: SÖZCÜKTE ve SÖZ ÖBEKLERİNDE ANLAM
1. Mikro Konu: Sözcük Anlamı

Sözcük (kelime), dilin anlamlı en küçük parçasıdır ayrıca sözcük tek başına kullanılabilen ses veya sesler topluluğudur. En önemlisi ise sözcükler kullanıldığı yere göre farklı anlamlar kazanan harfler topluluğudur. Örneğin, “Ağaçlar, kuşların sığınağıdır.” cümlesinde hem seslerden oluşan bir yapı hem de bu seslerin oluşturduğu bir kavram alanı vardır. Yani: ağaçlar, kuşlar, sığınak sözcüklerinin taşıdığı an-lam evreni bu cümlede oluşan yargıyla ilgilidir. Sözcüklerin zihinde oluşturduğu olay ve olgular şöyledir:

ağaç - Sözcük Anlamı

 

Ağaç: Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. 

kuş - Sözcük Anlamı

 

Kuş: Yumurtlayan omurgalılardan, ak-ciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü. gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı.

 

Sığınak: Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak için sığınılacak yer, melce.

Yukarıdaki üç sözcüğün anlamının zihnimizde belirdiğini görüyoruz. Yani zihnimiz bu sözcükleri kavramış oluyor çünkü Kavram, bir varlığın veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımıdır.
Örnek:
Ağaç sözcüğü ile zihnimizdeki bir ağacın genel tasarımı kavramlaştırılır. Yani binlerce ağaç için-den çam ağacının kavramlaştırılması gibi.
Kuş sözcüğü ile zihnimizdeki bir kuşun örneğin serçe kuşunun kavramlaştırılması gibi. Bu iki sözcüğün zihnimizdeki kavram haritasındaki yerinin bir başka boyuta taşınması da söz konusudur. İşte tam bu aşamada “imge” karşımıza çıkar.

İmge:
Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi arzulanan şey, hayal. hülya anlamına gelir ve genellikle şairler, sözcüğün imge yönünden çok faydalanır.

Örnek:
Soğuk bir günde kuşların ağaç dallarında bir annenin evladını yumuşak bir yatakta sarıp sarmalaması gibi kanatlarını açıp yavrularını ısıtması sonsuz merhametin kanatlanıp uçmasına benzer. Cümlesinde kuş gerçekliğinden anne imgesine geçişin nasıl yapıldığını görmekteyiz.
Kavramlaştırma: Bir varlığı, olayı, duyguyu ve düşünceyi seslerle (sözcüklerle) simge haline getirme.

Örnek:
Güvercinin barış elçisi simgesi olması veya Zeytin dalının barış sözü ve davranışını karşılaması gibi. Bu iki varlığın yani güvercin ve zeytin dalının “barış” kavramını simgeleştirmesi bu anlamsal süreci açıklamaktadır. Şimdi bir sözcüğün anlam kazanması sürecine bir göz atalım: Örneğin. “ağaç” sözcüğünü aşağıdaki değişikliklere uğratarak kullanalım.

  • Birkaç sözcük bir araya gelerek yeni kavram ve nesneleri karşılayabilir:

“Ağaç işçiliği, ağaç mantarı, ağaçkakan…”

  • Sözcük, türetme yoluyla yeni kavramları karşılayacak duruma gelebilir:
    “Ağaç-lı, ağaç-lık, ağaç-lan-dır-ma, ağaç-laş-ma…” gibi. Peki zihnimiz bu süreci nasıl anlamlandırıyor?

Anlamlandırma: Sözcüğün ya da aktarılan iletinin içerdiği anlamı çözümleme, ona anlam vermedir. Sözcükleri ifade eden harflerdir ve bunların çağrıştırdığı içerik ve anlamlar vardır.
kalem - Sözcük Anlamı

Örneğin “I, a, k, m, e” birer harftir. Ancak bu harfler “k, a, I, e, m” biçiminde dizildiğinde kendisi dışında bir anlam ifade eder. “kalem” dendiğinde her insanın zihninde ayrı bir görüntü, farklı bir kalem canlanır. İşte “k, a, I, e, m” harfleri gösteren durumundayken bu kelimenin zihnimizde oluşturduğu içerik, anlam “gösterilen”dir.

 

NOT
Bazı sözcükler kendi başına bir anlam taşımaz.
Örneğin: “ama, fakat, gibi, kadar, ile, halbuki” … gibi sözcüklerin tek başına anlamı yoktur, bu sözcükler ya cümle içinde anlam kazanır ya da sözcükleri birbirine bağlama görevinde kullanılır.

Buraya kadar bir sözcüğün kavram, imge, simge, kavramlaştırma sürecini açıklamaya gayret ettik.Bir sonraki konuda sözcüğün cümle içinde kazandığı anlamlara değinelim.

Sözcük anlamı konusu bir sonra konuda devam etmektedir .





CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here